Polisaj Uygulamaları

Eski yapılarda bulunan pirinç, bakır ve benzeri metallerin parlatılması ve korunması için yapılan uygulamalar.

Bu çalışmada, halojen ışık kaynağı ile polimerize edilen kompozit rezin örneklere dört farklı polisaj işlemi uygulanm asının, örneklerin yüzey temas açısı üzerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır.

Kompozit rezinler, günümüzün restoratif diş hekimliğinde oldukça yaygın ve güvenle kullanılabilen dental restoratif materyaller olarak yer almaktadırlar. Son yıllarda estetik özellikleri ve renk stabiliteleri arttırılmış, çiğneme kuvvetlerine karşı daha dayanıklı hale getirilmiş olan kompozit rezinlerin restorasyon yüzeylerinin pürüzsüzlüğü de klinik olarak kabul edilir düzeyde olup,geçmiş yıllara göre oldukça geliştirilmiştir. İyi bir adezyon için en önemli gereksinim iki materyalin birbirine daha iyi tutunabilmesi için bir materyalin diğerini yeterli oranda örtebilmesi ve olabilecek en yakın kontağın sağlanmasıdır. Likitlerin (adezivler) sert yüzeyli materyaller (adherentler) ile yakın kontakt sağlayabilmesi; materyalin ıslanabiliriğine, adezivin viskozitesine,materyalin yüzey pürüzlülüğüne ve morfolojisine bağlıdır. Polimerize olduktan sonra sert bir yapı kazanan kompozit rezinlerin dişe tutunmaları sırasında bu amaca ulaşabilmek için, sıvı veya akışkan materyaller (bağlayıcı adeziv sistemler) yaygın olarak kullanılmaktadır. Sert  bir yüzeyin (adherent) bir likitle (adezivle) ıslanabilirliği, genellikle sert yüzey üzerinde bulunan bir damlacığın temas açısına bakılarak belirlenir. Likitin sert yüzey üzerinde daha iyi yayılması, temas açısının 0 derece (0°)‟ye doğru düştüğüne işaret eder ve ıslanmanın daha iyi olduğunu gösterir.

Islanma fenomeni, adeziv ve adherentin yüzey gerilimleri arasındaki farklılığa bağlıdır. Eğer adezivin yüzey enerjisi, adherent materyalinkinden daha az ise,adeziv tarafından yeterli bir ıslatma meydana gelebilmektedir.
Bir adezivin ıslatabilirliği, uygulandığı yüzeyde mevcut olabilecek diğer likit ve gazlarla ne derece yer değiştirebildiğine ve o yüzeyle mümkün olan en yakın kontağa ulaşabilmesine bağlıdır. Böylelikle, adherent materyalin yüzey enerjisinin o kadar yüksek ve adheziv materyalin ise o kadar düşük bir viskoziteye sahip olması sağlanmış olur. Islanabilirlik adherent yüzeyin durumundan da etkilenebilir. Bu nedenle adezivin uygulanmasından önce, materyal yüzeyinin mükemmel bir şekilde hazırlanması önerilir.

|